Bilmecelerim Anasayfa

BİLMECELER


Adam saçını ıslatmadan şampuanlamış, neden? Çünkü kuru saçlar için yazıyormuş

Tavuklar en çok hangi ülkeyi sever? Mısır

Tanrı ikinci zenciyi yarattıktan sonra ne demiş? Tüh! Bu da yandı

Bir elmayı yerken kurt bulmaktan daha kötü olan nedir? Yarım kurt bulmak

Kullanılmış Orkid'e ne denir? Redkid

Yaşlanan Temel'e ne olur? Kurulanır

Bir kamyon, bir peygamber, bir şehrimiz hangi kelimedir? Manisa

Düşünen file ne denir? Filozof

Heyecanlanınca büyüyen organımız hangisidir? Gözbebeğimiz

Hangi kalemle yazı yazılmaz? Kontrol kalemi ile

Fini fini fincan, içi dolu mercan? Nar

Filler neden bilgisayar kullanmazlar? Fareden korktukları için

Zamansız öten horoza ne yapılır? Kümesten atılır.

Dala konan mandaya ne denir? Mandal

Hangi Can kahveyi sever? Fincan

Tuşları var, yazı yazar, mesaj atar, fotoğraf çeker, ekranı var, videosu görüntülenir, mesajı görüntülenir, telefon numarası görüntülenir? Telefon

Bacası var, kapısı var, penceresi var, odası var. Ev

Vız vız vızıldar, çiçeğine konar. Arı

Yeşilim, ot değilim. Kahverengiyim, toprak değilim.

Hikaye: Iki Arkadas


Öğretmenimiz okulların açıldığı ilk hafta, yeni bir arkadaşımız olduğunu söyledi. İsmi Berna’ydı. Benim yanım tek olduğu için Öğretmenimiz Berna’yı benim yanıma geçirdi. O da benim gibi dürüst, paylaşmayı sever ve çalışkan...
İkinci hafta matematik dersinden sınav olduk. Berna benden kopya çekmiş ve ikimizin de puanı 0 gelmişti. Böyle durumlarda kavga ettiğim için Berna ile de kavga etmek zorunda kalmıştım. Matematik dersi iyi değil galiba. Bu nedenden dolayı yerlerimizi değiştirmiştik.
Ama nereye kadar? Öğretmenimiz “herkes kendi yerinde oturacak, kimse yerinden kalkmayacak” demişti. Biz de derste birbirimize bakmıyorduk. Ama ihtiyacımız olunca eşyamızı birbirimizle paylaşıyorduk. Çünkü paylaşmayı ortadan kaldıramazdık. Birbirimize bakmadan paylaşıyorduk.
Bugün fen testi vardı. Berna biraz çalışmış ve biraz sevinçli duruyordu. Sınav olduktan sonra onun puanı 80, benimkisi ise 100 gelmişti. Fenninin iyi olduğu anlaşıldı.
Bu böyle sürüp gitmişti. Yarıyıl tatiline iki hafta kala yine sınav olacaktık. Haftaya matematik sınavı var(yani pazartesi günü). Berna hiç mutlu değil. Kendi kendine “ bugün sınav yok, ama pazartesi günü matematik sınavı var. Cumartesi – Pazar kolay çalışamam. Yine 55 puan alacağımdan eminim.”
Nihayet hafta sonu geldi. Ben Bernalara gittim. Beni annesi karşıladı. Berna’yı sordum. “ matematik sınavını çalışıyor, sanırım zor sorular çıkacak” dedi. Ben de Berna’nın yanına gittim. Beni görünce:
- Ne yüzle gelirsin buraya?
- Matematik sınavına çalışmana yardım etmek için. Ben dün çalıştım. Ben nasıl çalıştıysam, aynısını seninle çalışacağım. Notun iyi gelecek. Benim çalışkan olduğumu biliyorsun.
- Madem istiyorsun, olur.
Beraber çalışmaya başladık. Tam 2,5 saat çalıştık. Bir saat geçtikten sonra Berna’nın annesi bize meyve suyu ve kurabiye ikram etti. Berna yorgun gözüküyordu. Gitmeden önce uyarıda bulundum:
- Yarın da bir saat tekrar yaparsın. Ben bugün yapacağım.
- Tamam. Çok sağ ol.
Yarıyıl tatili sonunda geldi. Ben takdir aldım. O da teşekkür... Karneleri almadan bir saat önce barıştık. İkinci dönem ona bir gayret getirdim ve onun bu yılı takdirle geçmesini sağladım.
Ha bu arada matematik testinden 100 almıştı...

Şeker Bayrami



- Nermin, Ayşe, Tuğçe, Selin hoş geldiniz.
- Kapı kapı dolaşmaya geliyor musun?
- Gezmeye hazır değilim ki. Baksana halime.
- Hoş geldiniz. Geçin içeri.
Ezgi’nin arkadaşları evine bayramda dolaşmaya gelmişlerdi. Ezgi hazırlanırken annesi onlara şeker dağıttı.
- Bayramda çocuklara şekerler dağıtılır.
- Ezgi nerede kaldı?
- Kendine giysi beğenemedi herhalde.
- Gelir gelir, şimdi gelir.
Meğer Ezgi, hazırlanmıştı ama onlardan saklanıyordu. Arkadaşları, Ezgi’yi aramaya çıktılar. Tam çıkacaklarken Ezgi:
- Bööö! Hehe he he hee.
- Ezgi ne korkutuyorsun yaa.
- Yakalanmasaydınız.
- Çok güzel olmuşun.
- Hıım teşekkür ederim.
- Haydi doğru gezmeye.
Çıktılar. Bir bir mahalleyi gezdiler. Bazı kişiler, çocukların çok olması nedeniyle az verdi. Sonunda bir mahalleyi tamamladılar. Sıra Nermin’in sokağına geldi. Tuğçe:
- Çok yoruldum. Biraz dinlensek ya.
- Şuradaki parkta oturalım.
- Tamam.
Biraz dinlendiler. Sonra Nermin’in sokağında gezmeye başladılar. Ezgi, komşulardan aldığı şeker, çikolataların yarısını eve biriktiriyordu. Ve dedi ki:
- Kim evine şeker çikolata biriktirecek?
- Hiç kimse.
- Bence biriktirin. Çünkü kimimizin evinde şeker olmayabilir.
- Mesela bende yok. Yani bizim evde.Hah sende benim dediğim gibi yap.